Medyada çifte standart: Dijital platformlar özgür, televizyonlar mercek altında

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HABER MERKEZİ – Dijital ve geleneksel medya arasındaki denetim ve uygulanan kurallar arasındaki fark iyice açılmaya başladı. Reklam gelirlerinin önemli bölümünün dijital platformlara yönelmesi, Türkiye’de faaliyet gösteren geleneksel medya kuruluşlarının gelirlerini ve buna bağlı olarak istihdam kapasitesini olumsuz etkiliyor.

Özellikle küresel ölçekte faaliyet gösteren platformların Türkiye’deki reklam gelirlerinden önemli pay almasına karşın denetimsiz bir şekilde yayın yapmaları, yayınlar arasında çifte standardın ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu durum, yerli medya kuruluşlarının karşı karşıya olduğu mali yükümlülüklerle birlikte değerlendirildiğinde, dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarıyor.

Televizyonlara sıkı denetim, dijital platformlara farklı kurallar

Geleneksel televizyon yayıncılığında içerikler çeşitli yasal düzenlemeler kapsamında sık sık denetleniyor. Reklam süreleri, reklamların içeriği, yayın politikaları ve yayınlanan programların belirli kurallara uygunluğu konusunda televizyon kanalları önemli yükümlülüklere sahip.

İş dijital platformlara geldiğinde ise büyük oranda değişiklik gösteriyor. Dijital platformlar, benzer içeriklerde çok daha farklı bir denetim sürecinden geçiyor. Sosyal medya ve video platformlarında şiddet, uyuşturucu, suç, aile yapısı ve toplumun genel değerleriyle bağdaşmadığı öne sürülen içeriklerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmesi, denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Eleştirilerin bir diğer odağında ise platformların algoritmaları var. Sektör temsilcileri, kullanıcıların daha uzun süre platformlarda kalmasını sağlayan içeriklerin algoritmalar tarafından öne çıkarılmasının, tartışmalı içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşmasına neden olabildiğini savunuyor.

Reklam gelirlerinde büyük adaletsizlik var

Medya sektöründeki en önemli değişimlerden biri de reklam yatırımlarının yön değiştirmesi oldu. Reklam pastasından dijital platformların aldığı payın artması, televizyon başta olmak üzere geleneksel medya kuruluşlarının gelirlerini doğrudan etkiliyor.

Denetimler arasındaki farklılık ve dijital platformların reklam konusunda daha geniş hareket alanına sahip olması bunun en büyük nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Televizyon kanalları ve yerel mecralar, dijital platformlara kıyasla reklam süreleri ve içerikleri konusunda çok daha sıkı kurallara tabi tutuluyor.

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital mecraların reklam gelirlerinden aldığı payın yüzde 75’e çıktığını, geleneksel televizyon kuruluşları ve geleneksel medyanın toplam reklam payının ise yüzde 25’te kaldığını belirtiyor.

Reklam gelirlerinin yüzde 75’i yurt dışına gidiyor, yüzde 25’i ise Türkiye’de kalıyor. Geleneksel yayın kuruluşları reklam konusunda ciddi sınırlamalarla karşı karşıya, televizyonlarda reklam süresi saatte 12 dakika ile sınırlı, sosyal medya platformları ise istedikleri zaman reklam yayınlayabiliyor. Ayrıca geleneksel medya net kârının yüzde 25’ini vergi olarak öderken, dijital mecralar ise Türkiye’den elde ettikleri gelirleri yurt dışına aktarıyor.

Bu durumun yalnızca şirketlerin gelirlerini değil, medya sektöründeki istihdamı da büyük oranda etkiliyor. Yerli televizyon kanalları ve medya kuruluşları Türkiye’de çok sayıda çalışan istihdam ederken, küresel dijital platformların Türkiye’deki operasyonlarının daha sınırlı bir çalışan yapısıyla yürütüldüğü biliniyor.

Reklam gelirlerinin önemli kısmının Türkiye dışındaki şirket merkezlerine aktarılması da doğal olarak ülkemizdeki medya çalışanlarının istihdamı için büyük bir tehlikeyi beraberinde getiriyor.

Türkiye’de elde edilen reklam gelirlerinin önemli bölümünün küresel şirketlerin yurt dışındaki merkezlerine aktarıldığını ve bu şirketlerin yerli medya kuruluşlarıyla karşılaştırıldığında daha sınırlı istihdam oluşturduğunu öne sürüyor.

Vergi ve lisans yükümlülükleri de tartışmanın merkezinde

Geleneksel medya ile dijital platformlar arasındaki fark yalnızca reklam ve içerik denetimiyle sınırlı değil. Vergi ve lisans ödemeleri konusunda da iki sektörün farklı yükümlülüklere sahip olduğu belirtiliyor.

Sektör temsilcilerinin aktardığı verilere göre dijital hizmet vergisi yüzde 5 seviyesinde bulunurken, televizyon kuruluşlarının yıllık kârları üzerinden çok daha yüksek oranlarda ödeme yaptığı ifade ediliyor. Ayrıca televizyon kanallarının lisans ve diğer yayıncılık maliyetleri de sektörün üzerindeki finansal yükü artırıyor.

Sektör temsilcileri eşit rekabet istiyor

Dijital platformların büyümesiyle birlikte medya sektöründeki rekabet dengeleri de önemli ölçüde değişti. Bir tarafta yüksek lisans, vergi, reklam ve içerik denetimi yükümlülükleri bulunan geleneksel medya kuruluşları, diğer tarafta küresel ölçekte faaliyet gösteren ve farklı düzenlemelere tabi dijital platformlar bulunuyor.

Sektör temsilcileri, dijital platformların tamamen denetimsiz bırakılmasını değil, geleneksel medya ile dijital medya arasında daha dengeli bir düzenleme yapılmasını talep ediyor.

Özellikle içerik denetimi, reklam kuralları, vergilendirme ve istihdam konularında ortak bir çerçevenin oluşturulmasının rekabet açısından daha adil bir ortam sağlayacağı belirtiliyor.

Dijital platformların medya tüketimindeki ağırlığı her geçen gün artarken, önümüzdeki dönemde tartışmanın merkezinde yalnızca hangi platformun daha fazla kullanıcıya ulaştığı değil, bu platformların faaliyet gösterdikleri ülkelerde hangi sorumlulukları üstlenmesi gerektiği de yer alacak.

Medyada çifte standart: Dijital platformlar özgür, televizyonlar mercek altında